top of page
  • Yazarın fotoğrafıZorba Proje

Sadece Dinleyebilir Misin?

Bir süredir yorgunum.

Bir süredir düzenli uyuyamıyorum.

Bir süredir odaklanamıyorum.

Bir süredir mutfağa çay almaya gittiğimde, çayı orada unutup geliyorum.

Hatta o kadar çok unutuyorum ki, geçtiğimiz hafta, teslim aldığım siparişimi teslim aldığımı unutup müşteri hizmetleri ile görüştüm.

Sadece bu da değil üstelik, arabamı evin önüne park ettiğimi unuttuğum için sağanak yağmurun altında 4 sokak öteye yürüdüm üç gün önce. Çalındı diye polisi aramama ramak kalmıştı ki ikinci bir müşteri hizmetleri vakası yaşanmadan hatırladım evin önünde olduğunu. :)



Bir süredir her pazar akşamı özenle haftalık plan yapıyor, her pazartesi itinayla bunu bozuyorum, aynı diyet gibi.

Bir süredir kısıtlanmış hissediyorum.

Bir süredir dağınık ve dalgınım.

Bir süredir anlatmıyorum.

Çünkü anlatmak için çaba sarf etmekten de yoruldum.


Bu yüzden bir süredir sadece dinliyorum. Kendimi dinliyorum.


Peki siz hiç kendinizi dinlediniz mi? Kendi sesinize kulak verdiniz mi? Daha çok susturmaya mı meyillisiniz onu, yoksa dinlemeye mi?


Peki buna gelmeden önce, asıl sorum şu: Birini nasıl dinlediğiniz üzerine hiç düşündünüz mü?


Sanıyorum birçok işi aynı anda yapmayı yetenek olarak gördüğümüz bu düzende(!), birini sadece dinlemeyi başaramıyoruz. Ne kendi sesimize kulak verebiliyoruz, ne de bir başkasını dinlerken onu duymaya izin. Ya kelimelerimiz dolduruyor boşluğu, ya hemen vermek zorunda hissettiğimiz cevaplarımız ya da peş peşe sıraladığımız tavsiyelerimiz. Bazen kelimeler de yetmiyor aradaki boşluğu doldurmamıza, eylemlerimiz devreye giriyor. Hemen sarılıyoruz, bedenimizle tepki veriyoruz, mimiklerimizle aradaki sessizliği yönetiyoruz, yönettiğimizi zannederek rahatlıyoruz. Kısacası her şeyi yapıyoruz da dinlerken, bir türlü sadece dinle(ye)miyoruz. Karşı tarafla, yani aslında kendimizle, gizli bir yarış halindeyiz. Bir dinlesek, sadece dinlemeyi bir başarabilsek yalnızca söylediklerini değil, duygularını da işitebileceğiz karşı tarafın ve belki de en güzel hediyeyi vermiş olacağız ona.


"Dinleme, yabancıları arkadaş olmaya, iç benliklerini tam olarak tanımaya ve hatta sizinle sessiz kalmaya cesaret etmeye davet ettiğiniz ruhsal bir konukseverlik biçimidir." - Henri JM Nouwen

İşte ben bugün, dinlemeye farkında olarak ya da olmayarak izin vermediğimiz, veremediğimiz o "karşı tarafın" kaleminden mektup yazdım hepimize. Dinlemeye biraz olsun müsaade edemiyorsak belki okumak bir parça anlamamızı sağlasın onu diye.


Sevgili Sen,


Çözülmesi gereken bir bulmaca değilim ben.

Beni duy:

Seninle problemlerimi paylaşıyorsam eğer, çözmeyi bilmediğimden, çözmeni beklediğimden ya da çözüm istemekten çekindiğimden değil; paylaşmak istediğimden.

Söylediklerim birazcık rahatsız ediyorsa seni ya da bir yerlere dokunuyorsa içinde, bekle. Vermediğim parçaları ya da ipuçlarını birleştirmek için çaba sarf etme. Hikâyeleştirme.

Sen şimdilik sadece dediklerimi dinle.

Çözümlerin de beklesin.

Sözlerimden sonra gelsin.


Onaylanmayı bekleyen bir karar değilim ben.

Beni duy:

Sana anlatıyorsam, sözlerin ya da mimiklerinle sürekli onaylanmayı istediğimden değil; fikirlerimi işitmeni istediğimden.

Sessizce beni dinlediğini belli etmek yeterli gelmiyorsa sana, telaşa kapılma, bekle. Fikrini merak ettiğimde bunu dile getirebilirim. Yeter ki bölme.

Sen şimdilik sadece dediklerimi dinle.

Onayların da beklesin.

Sözlerimden sonra gelsin.


Geçiştirilmeyi hak eden bir cevap değilim ben.

Beni duy:

Nasıl olduğumu merak ediyor ve bunu soruyorsan, cevabımın önemsenmediğini görmek istemem. Aksine pürdikkat dinlenmeyi beklerim. Cevaplarım kıymetlidir benim.

Verdiğim cevap hayalindeki ile eşleşmiyor ise, bekle, direnme. Önce bi' bitsin diyeceklerim. Her halime kucak açabildiğim için paylaştım ben. Tıpkı sıra sana geldiğinde, senin cevaplarına da yer açacağım gibi. Bu yüzden lütfen beni geçiştirme.

Sen şimdilik sadece dediklerimi dinle.

Geçiştirmelerin de beklesin.

Sözlerimden sonra gelsin.


Yargılanmayı bekleyen bir suçlu değilim ben.

Beni duy:

Bir olayı aktarıyorsam sana, davranışımın farkında olmadığımdan değil; tam karşımda olmanı beklediğimden.

Söylediklerim bir mahkeme yaratıyorsa zihninde, hemen karar verme, bekle. Henüz tamamlamadım ki sözlerimi. Hem sen nereye kayboldun ben anlatırken? İçindeki yargıcı, gözünün önüne gelen teraziyi, kendini konumlandırdığın rolü fark et. Şu an eleştirme.

Sen şimdilik sadece dediklerimi dinle.

Yargıların da beklesin.

Sözlerimden sonra gelsin.


Muayene edilmesi gereken bir hasta değilim ben.

Beni duy:

İçinden çıkamadığım bir hâli açıklıyorsam sana, iyileştirmeni istediğimden ya da hemen birine yönlendirmeni beklediğimden değil; güvenmek istediğimden.

Yeterince bocaladım ben karşına gelmeden. Tanımlama beni, bekle. İstediğim sadece güvenmek. Güvende hissetmek. İşte bu sebeple bana bulgularını ve tavsiyelerini sıralama.

Sen şimdilik sadece dediklerimi dinle.

Bulguların da beklesin.

Sözlerimden sonra gelsin.


Başarmak zorunda olduğun bir sınav değilim ben.

Beni duy:

Bazı sorular soruyorsam sana, hemen cevaplamanı istediğimden değil, cevabını istemediğimden de değil; tüm sorularımı sormak ve aynı zamanda kendimi anlamak istediğimden.

Hemen cevaplamak için inanılmaz bir istek duyuyorsan içinde, bekle. Sorularımın sorularına dönüşmesinden korkma. Fazla karışıyorsak, birlikte buluruz cevaplarımızı. Merak etme.

Sen şimdilik sadece dediklerimi dinle.

Yanıtların da beklesin.

Sözlerimden sonra gelsin.


Sarılmanı bekleyen bir bebek değilim ben.

Beni duy:

Çaresizce bir şeyler söylüyorsam sana, alelacele sarılmanı istediğimden değil; anlaşılmak istediğimden.

Bilirim, acımı ve çaresizliğimi dindirmek istediğindendir yaptığın. Fakat sözlerimi noktalamadan sarılırsan, boğazıma düğümlenir kelimelerim. Anlatamam, anlaşılamam o zaman. Sözlerimi bitirene kadar dinlemen de yeterli benim için. Hızlıca tepki verme.

Sen şimdilik sadece dediklerimi dinle.

Sarılmaların da beklesin.

Sözlerimden sonra gelsin.


Gezmeye çıkaran bir rehber değilim ben.

Beni duy:

Bahsettiğim konular varsa sana, kelimelerim eşliğinde zihninde yolculuğa çıkman için değil; dinlemeni istediğimden.

Farkındayım, istemeden dalıp gider insan bazen ya da bir şeyler anımsatır denilenler ama senden tek isteğim bunu fark ettiğinde kendini tekrar uyanık olmaya davet etmen. Ben yeniden anlatırım gerekirse kaçırdığın yerleri. Yeter ki dinlemeye istekli olduğunu göster, ama mümkünse, kelimelerimle seyahat etme.

Sen şimdilik sadece dediklerimi dinle.

Gezmelerin de beklesin.

Sözlerimden sonra gelsin.


Birleştirilmeyi bekleyen bir puzzle parçası değilim ben.

Beni duy:

Bir şeyleri dile getiriyorsam, beni hayalindeki bir yere koyman için değil; kendimi ifade etmek istediğimden.

Anlattıklarımı algıladıklarınla ya da yaşanmışlıklarınla birleştirmeye veya bir yere konumlandırmaya gönüllü isen bekle. Senin algıladıklarını bahsetmiyor olabilirim. Zorla bir yere yerleştirmeye çalışırsan zedelenebilirim. Bir şans ver önce.

Sen şimdilik sadece dediklerimi dinle.

Birleştirme isteğin de beklesin.

Sözlerimden sonra gelsin.


Yorumlanmayı gerektiren bir sanat eseri değilim ben.

Beni duy:

Bir durumdan söz ediyorsam sana, anında yorumlamanı istediğimden değil; duyulmak istediğimden.

Söylediklerimi dinlemekten çok yorumlarını paylaşmak için heyecanlı isen bekle. Yorumlarını merak etmiyor değilim ama sözlerim bitmeden yaptığın yorumların zar zor topladığım aklımı karıştırabilir. Beni manipüle etme.

Sen şimdilik sadece dediklerimi dinle.

Yorumların da beklesin.

Sözlerimden sonra gelsin.


Ve bu mektupla kalbini kırmak isteyen biri de değilim ben.

Beni duy:

Tüm bunlar yardımını, desteğini, fikirlerini, şefkatini istemediğimden değil.

Tam tersine, tam olarak şefkatini istediğimden.

Dinlemek ama sadece dinlemek en şefkatli eylem benim için.

Her şey bu kadar hızlıyken ve herkes bu kadar yorgunken, ne sen tepki vermekte bu kadar aceleci ol ne de ben kendimi anlatmaya çalışmak için bu kadar çaba sarf etmek zorunda kalayım.


Şimdi,

beni anladıysan eğer, karşımda bir dağ gibi, güçlü, kucaklayıcı ve sessiz durabilir misin?


Şimdi,

beni anladıysan eğer, karşımda durgun bir deniz gibi, savrulmadan, dalgalanmadan ve usulca var olabilir misin?


Şimdi,

beni anladıysan eğer, karşımda bir ağaç gibi, sağlam, canlı ve uyanık kalabilir misin?


Şimdi,

beni anladıysan eğer, bundan sonra, sadece dinleyebilir misin?


İmza

Karşı Taraf


87 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page